Kategori arşivi: Genel

İş Görüşmesi

Evvel zaman içinde günlerden bir gün bir firmaya Eğitim Yetkilisi/Uzmanı olarak başvuru yaptım. Görüşmeye Eğitim Müdürü ve İnsan Kaynakları Müdürü girdi. Klasik tanışma seremonisinden sonra kendimi yaptığım işleri anlattım. Arada İK Müdürü iş tecrübelerimle ilgili sorular soruyor ben cevaplıyorum. Yönetim Danışmanlığı insan kaynakları tecrübelerimin de olduğunu belirttim bu arada. Yani onlara demek istediğim klasik görüşmenin dışına çıkalım. Ezbere sorarsanız ezbere cevap veririm. Sonuçta yaptığınız işin danışmanlığını yapıyorum. İki cambaz bir ipte oynamayalım. Görüşmenin durumuna baktığımda klasik soruları biri sorar, asıl değerlendirmeyi diğeri yapar tarzındaki hava mevcuttu. Sonra sorular giderek açık yakalamaya yönelik olmaya başladı. Bazı iş görüşmelerinde düşülen tasvip edilmeyen acemice durumlardan biridir bana göre. Ve yine bana göre ego tatminine dayanır. Sonra İK Müdürünün tavrından ve söyleminden her şey ortaya çıktı. CV de Yönetim Danışmanı yazdığı için ön yargılı gelmiş. Danışmanlık yapmış olabilirsin ama buranın müdürü benim, seni işe alıp almamaya karar verecek benim, ben daha iyi bilirim tavrı. İnternette de rahatlıkla bulabileceğiniz kişilik envanteri sorularına geçince ben dayanamadım artık “Bunları gerçekten soracak mısınız? Çünkü bunları sorarsanız kendimi mükemmel gösterecek cevapları da verebilirim. Çok yapmacık ve sıradan, her görüşmeye çağırdığınız kişiye sormak yanlış bana göre” dedim.  “Bunları sormak zorundayım bizim görüşmelerimiz bu şekilde standarttır” dedi. Eğer İK Müdürü sizseniz görüşmelerin nasıl olmasını belirleyecek karar merci sizsiniz. En doğru görüşme tekniklerini hatta kişiye uygun olarak seçebilirsiniz. Ayrıca mülakat sohbettir, tanışmadır. Ne açık yakalamaya çalışma ne de evet mi, hayır mı, belki mi cevaplarını dinleme değildir. Mavi yaka personeli de almıyorsunuz. deyince elindeki kağıtta sıradaki soru olan “hırslı mısınız?” sorusu geldi. ben de hayır deyince bende öyle düşünmüştüm peki neden değilsiniz dedi. “Karşımdaki insanların bilgisi az ise, öz güven eksikliği ve asosyal davranışlar sergiliyorsa onları ezmek istemem, eğitici ve öğretici davranırım. Bilmediğim konularda da bilmediğimi açıkça belirtirim, öğrenme isteğimi vurgularım. Ayrıca hırs genel olarak iş yerinde koltuk sevdası, ayak kaydırma olarak algılanır. Ben ise hırsı öğrenme arzusu olarak tanımlamayı daha doğru buluyorum. Azimli misiniz sorusu doğru soru olmalı.” dedim. Sonra görüşmeyi sonlandırıp birbirimize hayatta başarılar dileyerek ayrıldık.

Yaptığımın iyi ya da kötü olduğunu savunmuyorum. Bunu neden anlattım? Yaşadığım bir olayı paylaşmak istedim. Belki biri siteye girer bu yazıyı okur ve iş görüşmesinde karşılaşabileceği bir durum hakkında bilgi sahibi olur diye.

Türkiye’de ve Dünyada Yönetim Danışmanlığı

Daha önce Türkiye’de ve dünyada yönetim danışmanlığı ile ilgili iki araştırmam ve sunumum olmuştu. Burada alengirli laflarla, grafiklerle, şekillerle anlatmaktansa bu defa basit bir dille anlatmayı seçeceğim galiba,umarım.

Türkiye’de yönetim danışmanlığı 2000’li yıllarda özellikle adını duyurmaya başlamıştır. Gelişmiş ülkelere baktığımızda 1980’li yıllara dayanır. Bunun sebeplerinden birisi halk arasında ISO belgeleri olarak da nitelendirilen Kalite Yönetim Sistemlerinin ülkemizde 2000’li yıllarda revaçta olması, uygulamalarının hız kazanmasındadır. Ülkemizde Yönetim Danışmanlığının çıkış yerlerinden biridir. 2005-2006 yıllarında yaptığım bir seminer çalışmasında Avrupa’da şirketlerin danışmanlık hizmeti alma oranı % 40 civarında iken bizde % 6 idi. Tabi ki Amerikayı ikinci kez keşfetmeye çalışmadım. Bu bilgileri bulmak için yapılan akademik araştırmalardan yararlandım. Günümüzde Avrupa’da Yönetim Danışmanlığı sektörü yıllık yaklaşık 20 milyar dolarlık bir sektör.  Tabi ki ülkemizde bu rakamlar da oranlar da hala hayal.

Kamu kurum ve kuruluşlarından yani kısaca devletten (devlet ve hükumet kavramları hep karıştırılır) bahsedecek olursak; alanında tecrübeli, yetkin ve nitelikli insanların çalıştırıldığı kanısı fazla olduğu için danışmanlık hizmeti alım ihtiyacı hissetmemektedirler. Hizmet alımlarında neredeyse temizlik ve ihtiyaç alımıyla eş değer bir alım vardır.

Özel sektördeki şirketlerin yapısına baktığımızda ise küçük ve orta boy işletmelerin fazlalığı, aile şirketlerinin büyük bir yüzdeyi oluşturması dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor. Yurt dışındaki firmalar daha çok kurallara bağlı, kurumsal yapıyı koruyarak çalışırken ülkemizde beşeri ilişkiler ile profesyonel iş yaşamı birbirine karıştırılmaktadır. Şirketler uzun vadeli planlar yapmak yerine kısa vadeli planlar ile ayakta durmaya çalışmaktadır. Bazı firmaların mali yapısına baktığımızda ise ana faaliyet konusundan çok faiz getirilerinden kar sağlamaları var.

Danışmanlık alınan alanlara baktığımızda;

– Kalite Yönetim Sistemleri

– İnsan Kaynakları

– Kurumsal Organizasyon / Reorganizasyon

– Finansal Danışmanlık

– Bilişim Sistemleri

– Yatırım Danışmanlığı

– Eğitim

gibi alanlarda danışmanlık hizmeti alındığını görüyoruz.

Bir de biz her şeyi en iyi bilen millet olduğumuz için “işimizi bize mi öğretecek” düşüncesinin fazla olması danışmanlık hizmeti almama nedenlerindendir. Türkiye’deki en büyük algı ve de yanılgı da budur.

Yönetim Danışmanı, hizmet verdiği şirkete dışarıdan daha objektif bakan üçüncü bir gözdür. İşi yapan değil, çözüm önerileri sunan, özellikle üst yönetimin katılımını sağlayan, mevcut ile olması gerekeni belirten, gerektiğinde denetleyen kişidir. Unutulmaması gereken şeylerden biri de karar merci değil, yerinde ve zamanında karar almanızı öneren kişidir.